adanalı dizisinin konusu
Dizinin konusu [değiştir]
Dizide Adanalı bir polistir ve eskiden Maraz Ali'yle yakın arkadaştır. İdil ve Maraz Ali birbirine aşık olurlar. Maria Yunan asıllıdır ve kızı Sofia'yı Adanalı'ya bırakır ve Adanalı'yla kızı Maria'yı öldü sanırlar. Maraz Ali ve çetesi kötüleri döver ve hırsızlık yapar. Çok iyi plan kurdukları için onlara inanmak zordur.
Fiko ve Matador polisler tarafından yakalanır ve birbiriyle kelepçelenirler. Sonra kaçmayı başarırlar ama kelepçeyle ve birbirleriyle yaşamak zorundadırlar ama ileriki bölümlerde kelepçedende kurtulmuşlardır. Fiko bir film yönetmeni olmayı hayal etmektedir. Adanalı suçluları genellikle kılık değiştirerek yakalar ve güçlü bir polistir. İdil sözde Maraz Ali'yi içeriye atmak için bu göreve girmiştir. Ancak daha sonra aşık olur ve Maraz Ali'nin her şeyini bildiği halde yakalamaz yakalamadığı gibi diğer polislerin yakalamasına da engel olur.
3g nin zararları
3G dönemi Türkiye'de başladı. Bugüne kadar hep faydalarını saydık, sunduğu olanaklardan bahsettik. Ama 3G'nin de kötü yönleri var ve dahası hayatımızı karartacak derecede tehlikeleri...
Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Şeker çok ama çok önemli uyarılarda bulunuyor; Diyor ki, "Bu ateşi elinize almadan düşünün!"
Bu uyarı boşuna değil... Saydığı zararları öğrenince biraz içiniz ürperecek... İşte teknolojinin vereceği zararlar;
1 YERİNE 9 BAZ İSTASYONU
"Bu sistemde iletişim aracı olarak kullandığımız, bir odayı dolduran bütün elektrik aksamını bir telefona soktular. Bu teknoloji ile beraber bugüne kadar 1 baz istasyonu olan yerde, artık 9 tane baz istasyonu olacak! İngiltere'de 3G ile beraber baz istasyonu sayısı 50.000-70.000 civarında artış göstermiş. Daha çok baz istasyonu; daha çok radyasyon, daha çok manyetik kirlilik demek! 3G hem insan hem de çevre sağlığı açsından büyük riskler içeriyor.
3G'NİN İNSAN SAĞLIĞINA ZARARLARI
İsveç'te, 3G'de bulunan 3 UMTS sistemini test etmişler. İnsan vücudu üzerinde çok önemli zararları olduğunu görmüşler.
TV istasyonunda çalışan kişiler, çalıştıkları ortama girince bir ağırlık ve baş ağrısı hissederler, yoğun stres yaşarlar. Bunun sebebi o istasyonda bulunan alıcı ve vericilerdir.
Bazı alışveriş merkezlerine giren insanlar da rahatsızlık duyarlar, rahat nefes alamazlar, kalp hastaları daha fazla rahatsız olur. Bunun sebebi de o alışveriş merkezinde bulunan baz istasyonlarının sebep olduğu kuvvetli radyasyondur.
2G'nin DNA'yı olumsuz etkilediği, kansere sebep olduğu birçok ülkede yapılan bilimsel araştırmalarla kanıtlandı"
BAZ İSTASYONU ÖLÜM YAYIYOR
"Baz istasyonuna ilk 300 m mesafede oynayan çocukların, diğer çocuklara oranla P0 daha fazla kanser olma riski taşıdıkları yine bilimsel araştırmalarla kanıtlandı. Okul, hastane, park gibi alanların çevresinde kesinlikle baz istasyonu ve yüksek gerilim hattı bulunmaması gerekiyor. Bizim ülkemiz maalesef bu konuda da gariplikler ülkesi! Birçok hastane, park ve okul çevresi baz istasyonları ile çevrili."
CEP TELEFONU ÖLÜMCÜL BİR ALET
"Anne ve babalar cep telefonunu çocuklara ödül olarak kesinlikle vermemeli! Çünkü bu ödül değil, onların hayatından sağlıklarını çalan ölümcül bir alet!
BAZ İSTASYONLARINDA ÖRÜMCEK BİLE OLMAZ
"Dikkat edin baz istasyonlarında örümcekler yaşamaz, kuşlar da çevresine yuva yapmaz! Elektromanyetik kirlilik hayvanları ve doğal hayatı da çok olumsuz etkiliyor. Yeni sistem doğal hayatı tehdit ediyor!"
PEKİ ÇÖZÜM NE?
"Cep telefonlarının mümkün olduğunca az kullanılması gerekiyor. Çünkü sağlığa tamir edilemeyecek derecede büyük zararlar veriyor. Mevcut sistem insanları korumuyor. Sigara konusunda devlet ve toplum çok geç uyandı ama artık büyük hassasiyet gösteriliyor. Çok geç olmadan cep telefonu konusunda da aynı hassasiyetin gösterilmesi gerekiyor."
HANGİ HASTALIKLAR ARTACAK?
*"Kalp ameliyatı geçirmiş olanlar İstanbul gibi büyük metropollerde yaşayamaz hale gelecek.
*Alerji vakalarında büyük artışlar gözlenecek. İsveç'te yapılan bir araştırmada 3G sisteminin gelmesinin ardından alerji vakalarından büyük artış gözlenmiş.
*Almanya'da yapılan bir araştırmada da çocuklarda erken ergenlik ve obezite, kadınlarda menopoz sorunlarında artışlar ortaya çıkmış."
cep telefonu
İlk ceo telefonunu 30 yıl önce üreten Martin Cooper bugün 74 yaşında. Motorola’da mühendis olarak çalışırken ürettiği cep telefonunun son on yılda hızla yayılmasını ve 850 gram ağırlığındaki bir tuğla görünümünden 80-90 gram ağırlığındaki teknoloji ürünlerine dönüşmesini ilgiyle izliyor. Ancak, Cooper’a göre bu teknolojiler daha başlangıç.
Cooper’in hayalinde kulağın arkasına sığabilecek kadar bir cep telefonu üretilmesi yatıyor. Sesli emirle ya da kullanıcının düşüncesiyle arama yapacak telefon, bir arama geldiğinde ise çalmak yerine, kullanıcısının kulağını gıdıklayacak.
Cep telefonlarının yaşamımızın vaz geçilmez birer parçası oluşunun zamanını tam bilmiyorum.
Yalnız bir gerçe ki, artık hayatımızın vaz geçilmezleri olmuşlar. Onunla yatıp kalkar olmuşuz.
Şahsen ben, artık saat kullanma ihtiyacı duymuyorum.Hesap makinem, el fenerim, (kulanmasamda)
sıkıldığımda oyunlar oyniyacağım oyuncak makinem olabildiğini hepiniz biliyorsunuzdur.
Teknolojisi öyle hızlı gelişiyorki, bir alınan bakıyorsunuzki antika olmuş.
Zamala çok daha gelişmiş örenklerini göreceğimiz muhakkaktır.
Bunun hem yaşamımızı kolaylaştıran yanları ile beraber, hemde zarlarının olacağıda kesindir.
Şöyleki:
1-Sabit telefonlar yakında hiç kullanılmıyacak.
2-Fotoğraf makinaları, antika olmaya başladı bile.
3-Kamera sadece filim yapımcılarının işine yarıyacak.
4-TV. seyretmek, radyo dinlemek cepten halledilecek.
5-Şu sıralar garaj kapısını ceple açmak gündemde.
6-Daha sonra evlerimizin, iş yerlerimizin açma işi ceple olmaya başlıyacak.
7-Hırsızlıklar ceple yapılır olmaya başlıyacak.
8-Son zamanlarda terörisler, silah yerine cep kullanarak bebek katiliklerini devam ediyorlar
zaten.
9-Otomobilerde kontak anahtarları kulanmak diye bir şey kalmiyacak.
10-Böyle olunca, anahtarcılık diye bir meslekte yok olacak.
ZARARLARI
Beyin
Cep telefonlarının en yakın olduğu bölge başımız, dolayısıyla beynimiz. Bu da beynin, gönderilen elektromanyetik dalgaları emmesine yolaçıyor. Oysa beynin kendi içinde zaten dört ayrı elektromanyetik alan haritası var. Bunlar birbirleriyle içiçe geçmiş biçimde çalışıyor ve sinyalleri aktarıyorlar. Yani karmaşık bir düzen söz konusu.
Buna dışarıdan bir başka alan eklendiğinde, sinyaller gerçekten karmaşık bir hal alıyor. Dolayısıyla beyin, vücuda yanlış sinyaller gönderebiliyor. Dahası bu dalgalar, beyinde hücreleri çevreleyen bazı dokuları da olumsuz etkiliyorlar.
Sonuç, sinir sistemiyle ilgili hastalıklarda artış, hafıza zayıflaması, neurodejeneretif hastalıklar (beyinde dejenerasyon) ve hatta alzheimer olabiliyor.
Kulak
Cep telefonlarından etkilenen bir diğer bölge de kulak. Henüz kanıtlanmamış olmakla beraber, kulakta duyu bozukluklarının ileride yaşanabileceği varsayılıyor.
Manyetik alanlar, bir takım sesleri duymamamıza veya kalıcı çınlamalara yolaçabiliyor. Zira manyetik alan da bir gürültüdür. Bu da sinir sistemini olumsuz etkiliyor.
Gözler
Daha önce yapılan çalışmalarda, yüksek orandaki elektromanyetik dalgaların, görme bozuklukları yapabileceği ortaya konmuştu. Aynı durum, birikme etkisi sonucunda da ortaya çıkabiliyor.
Göğüsler
World Health Organization/Dünya Sağlık Örgütü'nün yaptırdığı bir çalışmaya göre, cep telefonlarının yaydığı elektromanyetik dalgalar, melatonin hormonunu sıkıştırıyor. Bu hormonun bloke olması da bazı göğüs kanseri tiplerinin üremisine neden olabiliyor.
Kalp
Cep telefonları, kalbin ritmini hızlandırabiliyor. Özellikle kalp pili veya yapay kalp kapakçığı kullananlarda büyük tehlike yaratabiliyor. Kalbin kasılıp kalmasına yolaçıyor.
Cinsel Organlar
Yüksek frekanstaki elektromanyetik dalgaların, testisleri etkilediği biliniyor. Bunu, yapılan bütün çalışmalar kanıtlamış durumda. Bu durumda, cep telefonunu gereğinden fazla kullanan erkeklerin, ileride iktidarsızlık gibi bir sorun yaşayabilme olasılığı var.
Termoregülatör Sistem
Elektromanyetik dalgalar, vücudun termaregülatör yani ısı sistemini de etkiliyor. Bu durumda vücut ısısı ya durup dururken düşüyor ve titremeler görülüyor veya artıyor ve yüksek ateş ortaya çıkıyor. Tübitak'ın yaptığı bazı araştırmalar da bu yönde.
Yetkililer şöyle diyor: "Fizik tedavi araçlarından biri ısıtma tedavisidir. Elektromanyetik dalgaların dokunun üzerinde ısı etkisi yarattığını burada gözlemleyebilirsiniz. Öyleyse bu dalgaların dokunun üzerinde bir ısınma etkisi yarattığı kesin. Yalnız cep telefonlarında bu kontrollü değil".
Psikomotor Sistem
Yani kas/sinir ileti sistemi de cep telefonlarının yaydığı elektromanyetik dalgaların kurbanı olabiliyor. Kasların, beynin verdiği emri yerine getirebilmesi, sinirlerin bir uçtan diğer uca yolladığı sinyaller sayesinde oluyor.
Sinirlerin bir ucunun artı, diğer ucunun da eksi olduğunu düşünün. Bu mesajlara, dışarıdan müdahele, sürekli artı veya sürekli eksi mesaj gitmesine yolaçabiliyor. Bu da kontrol ve ileti bozuklukları demek.
Hücreler
Tüm hücrelerin, içiyle dışı arasında bir potansiyel farkı var. Yani hücrenin içine sodyum-potasyumun giriş çıkışı, belli orantıda gerçekleşiyor. Manyetik alan, bunların bazılarını değiştiriyor. Bir takım hücreler hiç etkilenmezken, bazıları biraz, bazıları da çok etkilenip ters çalışmaya başlıyor. Bu ters çalışmanın da olması gerek ama, bazıları gereğinden fazla gerçekleşiyor.
İlaç İletimi
Manyetik dalgalar, vücuttaki iyonları da etkiliyor. Bu da alınan ilaçların, gerekli yerlere daha yavaş ulaşmasına veya hiç ulaşmamasına yolaçıyor.
Özetle, insan vücudu entropi kanunlarına uyuyor. Yani, insanın içi, daima bir karmaşa içindedir. Bu dengeli ve kendi içinde düzeni olan bir karmaşa. Bu kimyasal kaos içinde olduğumuzdan, yaşamımıza devam ediyoruz. Ölünce bu kimyasal reaksiyonlar düz bir hale geliyor. Cep telefonu kullanmak, bu kaosun içine, dışarıdan bir fiziksel enerji sokmak demek. Bu durumda da enerjiyi koyduğunuz yerde bir takım etkiler söz konusu oluyor.
YARARLARI
Cep telefonu ilk başlarda sadece çağrı cihazı olarak günümüze girmişti. Daha sonraları aşagı yukarı 1993 yıllarında ilk olarak sadece ev telefonu gibi bir sistemle çalışan telefonlar hizmete girdi. Bu zamanlar tek sistemli hat vardı tabi bildiğimiz üzere o da turkcell'e türkiyeye bu sistemi ilk kara mehmet yani turkcell'in kurucusu getirmiştir. Daha sonraları teknoloji gelişerek mesajlaşmaları yaptı. Teknoloji o kadar hızlı ilerliyordu ki zamanında 3000 mark olan telefonlar şuan günümüzde yok varsa bile müzededir. Hatlar o zamanın parasıyla neredeyse bir memur maaşı kadardı. Daha sonraları renkli telefonlar çıktı tabi renkli telefonun çıkış sebebi fotograf çeken telefonları çıkarmak içindi. aslında renkli telefonlar daha piyasa sürülmeden fotoğraf çeken telefonları bulmuşlardı. Ama neredeyse cep telefonu kendi kendine bir çağ atlamıştı. Ve bu çağda hızlı koşmak olmazdı. Agır agır sindire sindire gidilmesi gerekiyordu. Yoksa nasıl para kazanacaklar. Günümüzde cep telefonu kimine göre gerçekten ihtiyaç, kimine göre bir el alışkanlığı, kimine göre ise gösteriş kaynağı. Ama şüphe yokki artık hayatımızda olmazsa olmazlar arasına girmiş durumda.
televizyon
Televizyon
Televizyon veya kısaca TV, bir vericiden elektromanyetik dalga halinde yayınlanan görüntü ve seslerin, ekranlı ve hoparlörlü elektronik alıcılar sayesinde yeniden görüntü ve sese çevrilmesini sağlayan haberleşme sistemidir. Yayınlanan görüntü ve sesleri alıcıya ulaştıran elektronik cihaz da sistemin adı ile anılır.
Konu başlıkları[gizle] |
Sözcüğün Kökeni [değiştir]
Televizyon sözcüğü, Yunanca "uzak anlamındaki "tele" ve Latince "görme" anlamındaki "visio" sözcüklerinden, 20. yüzyıl başlarında türetilmiş ve "uzaktan görmek" anlamına gelir. Sonradan Türk Dil Kurumu tarafından televizyon sözcüğüne karşılık olarak göreç sözcüğü türetilmiştir. Daha sonraları izleç, uzakgör ve bakaç kelimeleri de televizyon yerine önerilmiştir ;ama Türk Dil Kurum'unun türettiği bu kelimeler fazla benimsenmemiştir.
Tarihçe [değiştir]
Televizyon 1923 yılında, James Jargeson (Amerika) tarafından İngiltere'nin Hastings kasabasında icat edilmiştir. İlk televizyon görüntüsü ise yine Baird tarafından 1926 yılında yayınlanmıştır. Başlangıçta noktalar halinde ve titrek olan görüntülerin kalitesi Baird tarafından geliştirilmiştir. Baird'in televizyon sisteminde mekanik olarak döndürülen diskler kullanmasına karşın aynı dönemde Marconi - Emi sistemi gibi elektronik olarak işleyen rakip sistemler de üretildi.
1930'ların başında televizyon elektronik eşya olarak satılmaya ve geniş kitlelere hitap etmeye başladı. Örneğin 1936 Berlin Yaz Olimpiyatları Almanya'da evlerdeki televizyonlardan izlendi.
Renkli Televizyon
1940'larda renkli televizyon çalışmaları hız kazandı. 1950'lerde ABD'de ilk renkli televizyon satışa çıktı, ancak renkli televizyon ABD'de 1960'larda geniş kitlelerce kullanılmaya başlandı.
Türkiye'de Televizyonculuk
Türkiye'de ilk televizyon yayını 1968 yılında TRT tarafından siyah beyaz olarak gerçekleştirildi. Başta tek kanalken sonradan TRT1, TRT2... gibi çeşitli TRT kanalları oluşturuldu. Renkli televizyona geçiş 1980'lerde kısmen gerçekleşti. 1990'lı yılların başında özel televizyon kanalları yayına başladı.
Teknoloji [değiştir]
Televizyon yayını, elektromanyetik yoluyla halkın doğrudan doğruya alması maksadıyla yapılan hareketli veya sabit resimlerin, sesli veya sessiz kalıcı olmayan görüntülerinin renkli ya da siyah beyaz yayınıdır.
Televizyonun parçaları [değiştir]
1. güç düğmesi / volume
2. parlaklık
3. ses ayarı
4. dikey senkronizasyon
| 5. yatay senkronizasyon 6. kontrast 7. kanal arama 8. kanal düğmesi |
Televizyon sisteminin temel parçaları şunlardır:
- Resim kaynağı: Canlı görüntüler için profesyonel bir video kamera ya da banttan görüntüler için bir video cihazı
- Ses kaynağı: Bir mikrofondan alınan elektrik sinyalini herhangi ses çıkışından iletilmesiyle oluşturulur.
- Verici:Radyo sinyalleriyle ses ve görüntünün taşındığı sistem
- Verici Anten: Vericinin radyo dalgalarını Televizyon alıcısının antenine taşıma işini görmektedir
- Alıcı Anten: Vericiden gelen radyo dalgalarını Televizyon alıcısına taşıma işini görmektedir
- Televizyon Alıcısı: Vericiden gelen radyo dalgalarını elektrik yardımıyla tekrar ses ve görüntü formuna sokan aletitir
- Ekran: Görüntüyü izleyebildiğimiz düz platformun adıdır
- Hoparlör: Sesi duymamıza imkân veren parçadır
- Tuşlar:Kanalı değiştirmeye,ses açıp kapamaya yarar.
== Plazma TV == Plazma televizyonlar şu şekilde çalışırlar. Plazma paneller, iki paralel cam tabakanın arasında yer alan ve ızgara şeklinde yerleşik, içi plazma adı verilen neon ve xenon gazları ile dolu binlerce odacıktan oluşur. Elektrik akımı bu odacıklarda bulunan plazmaya ulaştığında, oluşan çok küçük bir ultraviyole ışınımı fosforlu bir tabakaya çarparak kırmızı, mavi veya yeşil (RGB) renklerden birine sahip bir piksel oluşturur. Ekran yüzeyinde oluşan bunun gibi yüzbinlerce piksel bir araya gelerek ekranda gördüğümüz görüntüyü oluşturur.Günümüzde Plazma TV'nin gelişmişi olarak LCD TV'ler vardır.
Yayın tipleri [değiştir]
- NTSC: İlk olarak 1954 yılında ABD'de NTSC (National Television Svstems Committe - Ulusal Televizyon Sistemleri Komitesi) sistemi geliştirilmiş olup ABD'nin yanı sıra Kanada, Meksika ve Japonya'da hala kullanılmaktadır [1].
- PAL (Phase Alternation Line - Satır Atlamalı Faz) Almanya'da geliştirilmiş olup Avrupa ülkeleri (Türkiye) ve Avustralya'da kullanılmaktadır.
- SECAM (Systeme Electronique Couleur Avee Memoire - Bellekli Elektronik Renk Sistemi) Fransa, Rusya, Macaristan ve Cezayir'de kullanılmaktadır.
Sosyal etkisi [değiştir]
Sayısal yayınların başlamasına kadar televizyon izleyicisi sadece alıcı durumunda idi. Sayısal yayınlar sayesinde kullanıcının etkileşime geçmesi süreci başladı. İzleyicilerin sürekli alıcı olması, televizyonun kolay ulaşılabilir bir "kaynak" olması, kullanılan etkili görsel ve işitsel öğelerle etkisinin yüksek olması, birçok aydının televizyona soğuk bakmasına neden oldu. Günümüzde televizyon yayıncılığının ilk amacı, reklam ve ticaret üzerine kuruludur. Ancak toplumda psikolojik etkisi de oluşmuş ve televizyon bağımlılığı olarak tabir edilen bir rahatsızlık ortaya çıkmıştır.
Ayrıca bakınız [değiştir]
televizyon
Televizyon
Televizyon veya kısaca TV, bir vericiden elektromanyetik dalga halinde yayınlanan görüntü ve seslerin, ekranlı ve hoparlörlü elektronik alıcılar sayesinde yeniden görüntü ve sese çevrilmesini sağlayan haberleşme sistemidir. Yayınlanan görüntü ve sesleri alıcıya ulaştıran elektronik cihaz da sistemin adı ile anılır.
Konu başlıkları[gizle] |
Sözcüğün Kökeni [değiştir]
Televizyon sözcüğü, Yunanca "uzak anlamındaki "tele" ve Latince "görme" anlamındaki "visio" sözcüklerinden, 20. yüzyıl başlarında türetilmiş ve "uzaktan görmek" anlamına gelir. Sonradan Türk Dil Kurumu tarafından televizyon sözcüğüne karşılık olarak göreç sözcüğü türetilmiştir. Daha sonraları izleç, uzakgör ve bakaç kelimeleri de televizyon yerine önerilmiştir ;ama Türk Dil Kurum'unun türettiği bu kelimeler fazla benimsenmemiştir.
Tarihçe [değiştir]
Televizyon 1923 yılında, James Jargeson (Amerika) tarafından İngiltere'nin Hastings kasabasında icat edilmiştir. İlk televizyon görüntüsü ise yine Baird tarafından 1926 yılında yayınlanmıştır. Başlangıçta noktalar halinde ve titrek olan görüntülerin kalitesi Baird tarafından geliştirilmiştir. Baird'in televizyon sisteminde mekanik olarak döndürülen diskler kullanmasına karşın aynı dönemde Marconi - Emi sistemi gibi elektronik olarak işleyen rakip sistemler de üretildi.
1930'ların başında televizyon elektronik eşya olarak satılmaya ve geniş kitlelere hitap etmeye başladı. Örneğin 1936 Berlin Yaz Olimpiyatları Almanya'da evlerdeki televizyonlardan izlendi.
Renkli Televizyon
1940'larda renkli televizyon çalışmaları hız kazandı. 1950'lerde ABD'de ilk renkli televizyon satışa çıktı, ancak renkli televizyon ABD'de 1960'larda geniş kitlelerce kullanılmaya başlandı.
Türkiye'de Televizyonculuk
Türkiye'de ilk televizyon yayını 1968 yılında TRT tarafından siyah beyaz olarak gerçekleştirildi. Başta tek kanalken sonradan TRT1, TRT2... gibi çeşitli TRT kanalları oluşturuldu. Renkli televizyona geçiş 1980'lerde kısmen gerçekleşti. 1990'lı yılların başında özel televizyon kanalları yayına başladı.
Teknoloji [değiştir]
Televizyon yayını, elektromanyetik yoluyla halkın doğrudan doğruya alması maksadıyla yapılan hareketli veya sabit resimlerin, sesli veya sessiz kalıcı olmayan görüntülerinin renkli ya da siyah beyaz yayınıdır.
Televizyonun parçaları [değiştir]
1. güç düğmesi / volume
2. parlaklık
3. ses ayarı
4. dikey senkronizasyon
| 5. yatay senkronizasyon 6. kontrast 7. kanal arama 8. kanal düğmesi |
Televizyon sisteminin temel parçaları şunlardır:
- Resim kaynağı: Canlı görüntüler için profesyonel bir video kamera ya da banttan görüntüler için bir video cihazı
- Ses kaynağı: Bir mikrofondan alınan elektrik sinyalini herhangi ses çıkışından iletilmesiyle oluşturulur.
- Verici:Radyo sinyalleriyle ses ve görüntünün taşındığı sistem
- Verici Anten: Vericinin radyo dalgalarını Televizyon alıcısının antenine taşıma işini görmektedir
- Alıcı Anten: Vericiden gelen radyo dalgalarını Televizyon alıcısına taşıma işini görmektedir
- Televizyon Alıcısı: Vericiden gelen radyo dalgalarını elektrik yardımıyla tekrar ses ve görüntü formuna sokan aletitir
- Ekran: Görüntüyü izleyebildiğimiz düz platformun adıdır
- Hoparlör: Sesi duymamıza imkân veren parçadır
- Tuşlar:Kanalı değiştirmeye,ses açıp kapamaya yarar.
== Plazma TV == Plazma televizyonlar şu şekilde çalışırlar. Plazma paneller, iki paralel cam tabakanın arasında yer alan ve ızgara şeklinde yerleşik, içi plazma adı verilen neon ve xenon gazları ile dolu binlerce odacıktan oluşur. Elektrik akımı bu odacıklarda bulunan plazmaya ulaştığında, oluşan çok küçük bir ultraviyole ışınımı fosforlu bir tabakaya çarparak kırmızı, mavi veya yeşil (RGB) renklerden birine sahip bir piksel oluşturur. Ekran yüzeyinde oluşan bunun gibi yüzbinlerce piksel bir araya gelerek ekranda gördüğümüz görüntüyü oluşturur.Günümüzde Plazma TV'nin gelişmişi olarak LCD TV'ler vardır.
Yayın tipleri [değiştir]
- NTSC: İlk olarak 1954 yılında ABD'de NTSC (National Television Svstems Committe - Ulusal Televizyon Sistemleri Komitesi) sistemi geliştirilmiş olup ABD'nin yanı sıra Kanada, Meksika ve Japonya'da hala kullanılmaktadır [1].
- PAL (Phase Alternation Line - Satır Atlamalı Faz) Almanya'da geliştirilmiş olup Avrupa ülkeleri (Türkiye) ve Avustralya'da kullanılmaktadır.
- SECAM (Systeme Electronique Couleur Avee Memoire - Bellekli Elektronik Renk Sistemi) Fransa, Rusya, Macaristan ve Cezayir'de kullanılmaktadır.
Sosyal etkisi [değiştir]
Sayısal yayınların başlamasına kadar televizyon izleyicisi sadece alıcı durumunda idi. Sayısal yayınlar sayesinde kullanıcının etkileşime geçmesi süreci başladı. İzleyicilerin sürekli alıcı olması, televizyonun kolay ulaşılabilir bir "kaynak" olması, kullanılan etkili görsel ve işitsel öğelerle etkisinin yüksek olması, birçok aydının televizyona soğuk bakmasına neden oldu. Günümüzde televizyon yayıncılığının ilk amacı, reklam ve ticaret üzerine kuruludur. Ancak toplumda psikolojik etkisi de oluşmuş ve televizyon bağımlılığı olarak tabir edilen bir rahatsızlık ortaya çıkmıştır.


















_resim_17062009083.jpg)








